Çocukken hepimize öğretildi: “Tabağındaki yemeği bitir, israf günahtır.” Musluğu açık bırakmak, ışığı boşuna yakmak… Bunlar zihnimize kazınmış somut israflar. Peki ya banka hesabınızda öylece yatan, enflasyon karşısında her saniye biraz daha “bayatlayan” paranız?
Toplum olarak paranın biriktirilen veya harcanan bir şey olduğuna inandırıldık. Oysa paranın üçüncü ve en önemli bir hali daha var: Çalışan hali. Faal dünyasında biz buna “parayı çalıştırmak” diyoruz ve çalışmayan her şeyi “israf” olarak kabul ediyoruz.
Neden “Faal”? Japonların Ikigai Felsefesiyle Bağlantılı
Japonların uzun ve mutlu yaşam sırrı olarak bilinen Ikigai felsefesi, sürekli bir “meşguliyet” ve “amaç” halini savunur. Onlara göre emeklilik diye bir kavram yoktur; insan son nefesine kadar bir değer üretmeli, “faal” kalmalıdır.
Biz bu felsefeyi paraya uyguluyoruz. Tıpkı çalışmayan bir makinenin paslanması veya akmayan bir suyun yosun tutması gibi, durağan duran para da finansal sistemin içinde paslanır. Değerini kaybeder, işlevini yitirir.
“Kafayı Çalıştır, Parayı Çalıştır”
Bu sadece bir reklam sloganı değil, yeni nesil bir finansal okuryazarlık manifestosu. Beyaz yakalı bir profesyonel olarak haftada 40 saatten fazla çalışıyorsunuz. Kazandığınız o para için ter döküyorsunuz. Peki, siz bu kadar çalışırken neden paranız banka hesabında “tatil yapıyor”?
Atıl duran her kuruş, aslında sizin gelecekteki bir kahveniz, bir faturanız veya bir hayalinizden çalınmış bir parçadır. Faal, bu adaletsizliği ortadan kaldırmak için doğdu.